Uzun cümleler dinlemeyi ve uzun cümleler okumayı seviyorum; ama öyle
düpedüz uzun cümle olmayacak öyle ki; araya ikilemeler, söz öbekleri, deyimler,
tamlayanla tamlananı yer değiştirmiş tamlamalar vs. girecek. Tıpkı yakın zamanda
okuduğum ünlü Rus şair, Viladimir Mayakovski'ye ait "Liliciğim" adlı
şiirinin dizelerinde de yazıldığı gibi:
"Tütün dumanı kemiriyor havayı,
Oda Kruçyonıh'ın Cehennem' inden
bir bölüm gibi.
Anımsıyor musun
İlk kez ardında bu pencerenin
tutkudan çıldırmışçasına
okşamıştım ellerini.
Şimdi
oturuyorsun aynı yerde,
yüreğin demirden bir kılıf içinde.
Ve yarın
paralayan sözlerle
kovacaksın belki beni
Ve loş antrede
uzun süre
titreyişlerle sarsılan bir kol
bulamayacak
ceketteki yerini.
Çıkacağım, ezilmiş.
Fırlatacağım vücudumu sokağa.
Yabanıl,
çılgın,
umutsuzlukla paramparça.
Hayır,
gerek yok buna,
sevgilim,
biriciğim,
gel
vedalaşalım şimdiden.
Ağır bir gülle gibi
aşkım
nereye kaçarsan kaç
asılıdır sana
nasıl olsa.
Bırak,
son bir haykırışla uluyayım
horlanmışlığın acı yankısını.
Çalışmaktan
anası ağladığında öküzün
gider
salar kendini soğuk sulara.
Aşkından başka
deniz yok bana,
ve gözyaşları da
bir erinç
koparamıyor ondan.
Yorgun fil
sessizliği aradığında
yatar kızgın kumlara saltanatla.
Aşkından başka
güneş yok bana.
Ve bilmiyorum bile
neredesin şimdi ve kiminle.
Eğer
bir başka şair olsaydı
böylesine üzdüğün,
onarırdı acısını
parayla ve ünle.
Fakat,
sevinç vermiyor bana hiçbir çınıltı
senin sevgili adının
çınıltısından başka.
Atmayacağım
bir boşluğa kendimi,
zehir içmeyeceğim.
Ve dayayıp
şakağıma namluyu
çekmeyeceğim tetiği.
Ağzı hiçbir bıçağın
bakışların kadar senin
kesemez beni.
Yarın unutacaksın
seni taçlandırdığımı,
ve yakıp tükettiğimi
çiçeklenmiş bir ruhu
aşkla.
Ve uçarı günlerin
fırtınalı karnavalı
sayfalarını kitaplarımın
Sözlerimin kurumuş yaprakları mı
durduracak seni
çırpınan soluğuyla.
Bırak; hiç değilse
son bir sevgi dalgası sereyim
beni bırakıp giden adımlarının
altına..."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder